Bir ay boyunca sabır ve manevi huzurla tuttuğumuz orucun ardından bayrama erişmenin sevincini yaşıyoruz, çok şükür. Öncelikle bayramınızı kutlarım. Çocukluğumdan beri her bayram sabahı dinlemekten keyif aldığım Barış Manço’nun şu sözleriyle devam etmek isterim:

Bugün bayram

Erken kalkın çocuklar

Giyelim en güzel giysileri

Elimizde taze kır çiçekleri

Üzmeyelim bugün annemizi

Benim için bu şarkı, bayramla özdeşleşen en güzel çocukluk hatıralarından biri. Peki ya sizin bayram anılarınız neler?

Bayram sabahları her birimizin hafızasında farklı izler bırakır: kalabalık sofralar, gülümseyen yüzler, neşe dolu evler, yeni kıyafetler, harçlıklar, şekerlemeler… Bayramlar hem neşe ve sevincin yaşandığı hem de tatlı anıların yad edildiği güzel anlardır. Peki, insani değerlerin pekiştiği bu özel zaman dilimi bize en çok hangi değerleri hatırlatıyor?

İçsel Dönüşümün Taçlandığı Gün

Ramazan boyunca bir aylık bir sürede Müslümanlar oruç tuttu. Bir ezanla niyet etti, yine aynı gün okunan başka bir ezanla yemeğe başladı. İki ezan arası yemekten uzak durdu. Açlıkla sınandı. Nefsiyle baş başa kaldı. Kızdığında “Niyetliyim” diye susmayı tercih etti. Birinin ardından konuşacakken “Şimdi susma zamanı” diye, kendini susturdu. Sadece yemekten uzak kalmadı müminler, kötü alışkanlıklardan da uzaklaştı. Yani yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel de bir dönüşüm yaşadı.

Bir ay boyunca girdiği bu ruhsal disiplin sürecinden manevi olarak güçlenerek çıkmaya niyet edildi. İşte bu dönüşüm için verilen çabanın meyvesi olarak Ramazan bayramı lütuf günüdür. Mükafattır. Allah’ın kulları için ikram ettiği mutluluk günüdür.

Ramazan boyunca gösterilen sabrın, şükrün ve teslimiyetin sonunda yaşanan sevinç günüdür. Bu kazanımlarla birlikte oruç mevsimi, bir bitiş değil; aslında erdemli bir hayata geçişin başlangıcıdır. Ramazan ayı boyunca gösterilen hoşgörünün, yardımlaşma duygusunun bütün bir yıla yayılması için bir adımdır. Yakalanan iç huzurun, bayram sabahının neşesi ile tamamlanmasıdır.

Bayram Ruhunu Hissettiren Değerlerimiz: Bayram Gelenekleri

Ramazan bayramı dini bir bayram olmakla önemli olduğu kadar aynı zamanda güzel geleneklerimizin ve kültürel değerlerimizin de yaşamaya devam etmesi için güzel bir vesiledir. Bayram gelenekleri aynı zamanda güzel bir toplumsal mirastır. Daha bayram başlamadan telaşı günler öncesinde evde hissedilir.

·         Ev temizlenir.

·         Bayramda giymek için bayramlık alışverişine çıkılır.

·         Bayram sofrası kurmak için yiyecekler alınır.

·         İkramlıklar hazırlanır.

·         Baklavalar açılır.

·         Bayramdan bir gün önce kabir ziyareti yapılır.

·         Ve bayram sabahı gelince bir coşku ile kalkılır.

·         Namaz sonrası bayramlıklar giyilerek büyüklerin elini öpmeye ve hayır duası almaya gidilir.

·         Büyüklerin evinde bütün aile masa başında toplanır.

·         Sonra başlar diğer akrabaları bayram ziyaretleri.

Osmanlı’dan günümüze bayram geleneği olarak yerleşmiş ve toplum yapımızı da koruyan hatta dayanışmayı arttıran hediyeleşmeler, aile içinde hâlâ önemlidir. Bayram harçlıklarını toplamak için büyüklerin ellerini öpme yarışı yapan çocuklar, şeker toplamak ve “İyi bayramlar” demek için kapı kapı gezer.

Küçükken kulağımıza fısıldanan en güzel sözlerden biri “Bayramda küskünlük olmaz”dır. Kulaktan kulağa yayılan bu Peygamber öğüdü; küskünlüklerin, dargınlıkların sona erdirilmesi içindir. Böylece bayram müminler için kutlama ve sevinç olduğu gibi aynı zamanda birliktelik ve kardeşlik zamanıdır.

Aidiyet Duygusunu Artırır: Kültürel Mirasın Parçası Olmak

Bayramda aile üyeleri bir araya gelir, muhabbet ve sevgi paylaşımı artar. İnsan böyle zamanlarda kendi varlığının ailesi için ne kadar önemli ve değerli olduğunu daha iyi hisseder. Bu duyguyla aile bağları güçlenir. Yapılan araştırmalar, insanların sağlıklı gelişimi için yakınlarıyla güçlü bir iletişim içinde olmalarının gerekli olduğunu gösteriyor. Aile içinde kurulan samimi ilişkiler ve sosyal etkileşim, kişinin hem ailesine hem de içinde bulunduğu topluma aidiyet duygusunu pekiştirir.

Bayram ziyaretleri işte tam olarak bunu yapıyor. Yakın çevremizden ilişkiye başlayarak toplum içinde kendimizi güvende hissettiğimiz bir ortam içinde bulunabiliyoruz. Dostluklarımız, komşuluk ilişkilerimiz pekişiyor. Bu özel bayram günleri toplumsal dayanışmayı artırıyor. Birlik ruhu böyle kazanılıyor. Gidemediğimiz, uzakta olan dostu, arkadaşı, akrabayı arayarak telefonla hatır sormak, onların sesini duymak bile günümüzde çok kıymetli. Son yıllarda bir iletinin veya mesaj atmanın aramaların, ziyaretlerin yerine geçtiğini düşünürsek bu küçük ama anlamlı jestin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır.

Bayramda dargınların barışması, bayramın verdiği insanlar arası huzur, mutluluk, neşe, af, gönül birliği gibi manaların da toplumda huzur sağlamaya yönelik olduğu anlaşılır. İşte, bayramın öğretilerini nesilden nesile aktarmak ve toplumsal hafızada yer etmesini sağlamak için en büyük katkımız, bu değerleri yaşatmak ve çocuklarımıza aktarmaktır.

Bayramın Ruhu: Aile Sofraları ve Misafir Kültürü

Bayram sofraları bayram ruhunu en iyi şekilde yansıtan bir birliktelik zamanıdır. Geniş aile üyeleri bir araya gelip dertlerini unutur. Kırgınlıklarını bir kenara bırakır. Yeni güzel anılara yer açılır, eski anılar neşe içinde anlatılır. Hem yetişkinler hem de çocuklar masa etrafında birleşir. Her yaşın bulunduğu bu sevgi çemberinde aile üyeleri birbirlerine duydukları sevgiyi pekiştirir. Sadece midelerimiz doymaz o masada, gönüllerimiz de ruhumuz da doyar.

Kültürümüzün en önemli özelliği misafirperverliktir. Bayramda kapılar herkese açılır. Komşulara, dostlara, tanıdıklara, uzak akrabalara… Her an misafir gelecekmiş gibi, ev derli toplu tutulur, tatlılar hazır bekletilir. Sadece ikramlarla ağırlanmaz misafirler, gönüllerde de ağırlanarak bayramın manası, ruhu yaşatılmış olur. Kalpten kalbe kurulan köprülerden birlik, beraberlik, sevgi, muhabbet yol bulur.

Böyle bir ortamda çocuklar büyüklerinden çok şey öğrenir. Hoşgörü, saygı, sevgi, dayanışma gibi kavramlar yaşamın içinde yerini bularak gösterilir. O yüzden hatırımızda canlanan bayramlarda kalabalıkta yenen yemekler, baklavalar, neşe yer bulur. Aynı tadı, aynı ruhu bugün de hissetmek isteriz. Bunu devam ettirmek bizim elimizde. Bu ruhu geçmişte bırakmayıp günümüzde de yaşatmak ve gelecekte nesillerin devam ettirmesini sağlamak bize ait bir sorumluluk!

Bayramlar Aile İçi İletişimi Güçlendirir

Bayram sabahı büyüklerin elleri öpülür, hayır dualarıyla başlanır güne. Tabii bu aynı şehirde olanlar için daha kolaydır. Farklı şehirde yaşayanların akrabaları ile bir araya gelmeleri sair zamanlarda zordur. Ama bu günler, uzak mesafeleri kısaltır. Sılayırahim fırsatı verir.

Bayram, farklı meşguliyetler nedeniyle bir araya gelemeyen aile üyelerini buluşturur. Bayramda aile buluşmaları sayesinde geçmiş anılar tazelenir. Bir araya gelmenin getirdiği en önemli ayrıntı da birlik ve beraberlik duygusunun çocuklara aktarılmasıdır. Hatta bu aile ortamlarında ahlaki değerler de kendiliğinden kazanılmış olur. Her ne kadar teknoloji uzakları yakın etse de yüz yüze, diz dize yapılan canlı sohbetin yerini tutamaz.

Bayramlar; birbirimizi daha iyi anlamak, bağlarımızı kuvvetlendirmek için birer fırsattır. Bu fırsatları kaçırmamak ve bayramların hakiki manasını anlayıp yaşamak bize de nasip olsun!

Alvarlı Efe Hazretleri’nce: Dertlere dermân olur zâde fermân olur Bayram o bayram olur!