Günümüzde hem anneler hem de babalar çalışıyor. Çocuklar okuldan çıktıktan sonra farklı kurslara gidiyor. Günler çok yoğun geçiyor. Aynı zamanda telefon ellerde, sosyal medyaya olan ilgi aile bireylerinin bir araya gelmesini zorlaştırıyor.

Oysaki beraber yemek yemek aile bağlarını sağlamlaştırdığı gibi, aile içindeki iletişimi de güçlendiriyor. Sohbet, muhabbet ve paylaşım doğal bir şekilde artıyor. Nasıl mı?

Birlikte Yemek Yemek Aile Bağını Nasıl Etkiler?

Bir sofra etrafında günün yoğunluğunu geride bırakarak toplanmak hem ruh hem de beden sağlığı için önemlidir. Aile bağları güçlü ailelerin ortak özelliklerinden biri de en az bir öğünü sofra başında beraber yiyerek geçirmektir. Yemek yemek fiziksel bir ihtiyaç gibi dursa da aslında paylaşmanın ve bağ kurmanın en mühim araçlarından biridir.

Konuyla ilgili yurt dışında yapılan birçok araştırma var. Bunlardan biri Minnesota Üniversitesinde yapılan bir araştırmadır. Bu araştırma, birlikte yenen yemeklerin mutluluğu arttırdığını ortaya koydu. Özellikle katılımcıların yüzde 65’i akşam yemeklerinde sofra başında toplanıyor. Hafta sonu kahvaltılarını da unutmayalım tabii. Uzmanlar, yaşam kalitesini arttıran bu alışkanlığın sosyal ve duygusal katkılarını şöyle sıralıyor:

·         Aile üyeleriyle birlikte sofraya oturup yemek yemek, her bir üyeye kendini güvende hissettiriyor.

·         Çocuklar ve eşler için aidiyet hissi hayati öneme sahiptir. Kendisini ailesine aidiyet hissi ile bağlı gören kişiler; sevildiğini, kabul edildiğini hisseder. Bugün en fazla zorlandığımız ve kendimizi yabancılaşmış gibi gördüğümüz anlar neler? Ailesine bağlı olan kişiler, daha dengeli psikolojiye sahip olanlardır. Bu hissi kazandığımız yerlerden biri, aile yemeklerinin yendiği sofralardır.

·         İnsanın sevildiğini hissettiği ve sevdiğini gösterebildiği ortamlar, dopamin ve oksitosin hormonlarının salgılanmasını sağlar. Bu da daha huzurlu ve mutlu olma anlamına gelir. Çünkü bu hormonlar sayesinde stres azalır.

·         Aile ilk sosyalleşmenin gerçekleştiği yerdir. Ailece düzenli yenen yemekler, depresyonu ve kaygıyı azaltır.

·         Yemek esnasında yapılan sohbetlerle iletişim artar.

Çocukların Gelişimi İçin Aile Yemekleri Nasıl Katkı Sunar?

Sofrada birlik ve beraberlik tesis edilir. Çocuklar için aileyle beraber sofra başında geçirilen vaktin pek çok olumlu katkısı vardır. Bunlardan bazıları:

(1) Sağlıklı yemek yeme alışkanlığı kazanma:

Günümüzde aileler çocuklarına sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmakta zorlanıyor. Ama araştırmalar da gösteriyor ki sofrada birlikte yenen yemekler ile tencerede sağlıklı pişen yemekleri yiyen ve seven çocuklar çok fazla. Yani, sofra bilinçli beslenme alışkanlıkları kazanmaya sebep oluyor.

(2) İletişim becerilerini geliştirme:

Sofra başında çocukların iletişim yetenekleri kendiliğinden gelişir ve güçlenir. Birbirini dinleme, sırası gelince konuşma, kendi düşüncesini ifade etme becerileri kazanılır.

(3) Duygusal gelişimin desteklenmesi:

Kendi fikirlerini söyleme cesareti bulan çocuk, kendini değerli hissettiği gibi özgüveni de artar.

(4) Başarılı olur:

Sofra başında yapılan sohbetler, çocukların kelime dağarcığını geliştirir. Kimi zaman düşünme becerileri kimi zaman problem çözme yetisi gelişir.

(5) Sorumluluk kazanır:

Sofra kurulurken tabakları yerleştirmek, yemekten sonra sofranın toplanmasına yardım etmek, belki yemek hazırlanırken yemeğin hazırlanmasına katkı sunmak, sofra sonunda “Eline sağlık” demek gibi sorumluluk bilinci artar.

Sofranın Gücünü Keşfetmek İçin 10 Öneri

Yemek alışkanlıkları hızlı hızlı karnı doyurmak değil de sevgiyi ve mutluluğu paylaşma olarak görülürse aile için bir fırsat olur. Bunun için sofranın gücünü yeniden keşfetmek lazım. Bu keşif için de bilinçli bir çaba şart. Nasıl mı?

Yurt dışında sadece bu konuyla ilgili pek çok kitap çalışması ve araştırma var. The Surprising Power of Family Meals ve Eat, Laugh, Talk! – The Family Dinner Project gibi kitapların ortak olarak değindikleri noktaları sıralayalım:

·         Plan yapın. Yemek saati belli olsun ve herkes programını bu saate göre ayarlasın. Haftada en az 3 gün bütün aile üyeleri beraber yemek yemeye çalışın.

·         Sofra hazırlanmasına aile üyelerini dahil edin.

·         Yemek zamanı telefon, tablet ve televizyon kapalı olsun. Etkili bir iletişim için telefon bildirimleri bile zarar verici oluyor. Çünkü aile üyelerinin birbirine olan ilgisini bölüyor.

·         Yemek menüsünü haftalık olarak belirleyin.

·         Besleyici ve sağlıklı yiyeceklerin yapımında bütün aile üyelerine sorumluluk verin. Özellikle çocuklar için bu anların keyifli geçmesini sağlayın. Yemek yapmayı oyun haline dönüştürmek eğlenceli bir aktivite olacaktır.

·         Bazı günler özel yemekler yapın. Mesela haftada bir gün “çocukların en sevdiği yemek günü” olabilir.

·         Sohbeti canlandıracak konular seçin. Mesela “Bugün seni en çok ne mutlu etti?”, “Günün en eğlenceli anı neydi?” gibi kendi hislerini ve duygularını anlatabileceği sorular seçin.

·         İletişimi güçlendiren adımlar atın. Birlikte gelecek planlarından bahsedin. Mesela yaz tatilini nasıl değerlendireceğiniz hakkında konuşun.

·         Büyükler kendi anılarını anlatarak ilginç ve komik anlarını paylaşabilir.

·         Haftada bir gün dünya mutfağından farklı yemek tarifleriyle sofrayı daha cazip hale getirin.

Bu kitapların ortak amacı ise yemek saatlerinin zorunlulukla beklenilen bir zaman dilimi olmaması için çaba gerektiğidir. Bütün aile üyelerinin sabırsızlıkla beklediği ve keyif aldığı bir sofrada olmayı kim istemez ki?

Geçmişten Günümüze Ne Değişti?

Sofra; aslında bir ailenin, hatta toplumun alışkanlıklarını, geleneklerini hatta hayat tarzını yansıtır. Eskiden sofralar bir ritüelle hazırlanırdı. Büyükler başköşeye oturtulur, küçükler hizmet için koşardı. Bu saygının ve paylaşmanın göstergesiydi. Yemeğe besmele ile başlanır, evde bereket olsun diye hamd ile bitirilirdi. Hazır yemekler yerine tencere yemeği dualarla pişirilir ve “Şifa olsun” diye ikram edilirdi. Daha yavaş ve keyifli yemek yemenin tadına varılırdı.

Sofra kültürü sayesinde sofra etrafında toplanan büyükler, çocuklarla hem sohbet eder hem de kültürel değerleri aktarırdı. Hatta bunu Halide Edib Adıvar’ın şu satırlarından çok iyi anlarız:

“Bütün aile, sofrada bir araya gelir, büyükler konuşurken çocuklar usulca dinlerdi. Yemek, sadece karın doyurmak değil, bir terbiye vesilesiydi.”

Günümüzde ise bireyselleşme arttı, zaman yetersiz gelmeye başladı. Hızlı tüketim ihtiyacı, alışkanlıkları değiştirdi. Fast food kültürü yaygınlaştı. Tencere yemeğinin yerini aldı. Paket servisler, tepsiye konuyor; ekran başında ne yendiği bile anlaşılmıyor. Instagram’a konan göstermelik düzenler like için kuruluyor. Bu değişime rağmen Ramazan’da verilen iftarlar, sahur sofraları, geleneksel bayram sofraları, özel günler için özenilen yemekler sofranın gerçek anlamını yaşatıyor.

Geçmişten günümüze sofralar değişse de hâlâ sofra kültürü önemli bir değer olarak hayatımızda var olmaya devam ediyor. Bu değeri bilinçli çabalarla yaşatmak bizim elimizde. Bugünlerde Ramazan vesilesiyle hem aile üyelerinin sofrada birleşme hem de misafir ağırlama kültürünü yaşatmanın güzelliğini hissediyoruz. Bu güzellikleri yıl boyunca yaşatmak bizim çabamıza bağlı.

Yemek, sadece açlığımızı gidermesin; rızık olarak gördüğümüz yiyecekler, gözümüzü ve ruhumuzu da doyursun. Sevgiyi, mutluluğu, neşeyi paylaştığımız, gülücüklerin eksik olmadığı sofralarımız olsun! Evlerimizde muhabbet daim olsun!