Bildiğiniz gibi ilk turda şansını oldukça zora sokan Fenerbahçe, kendi evinde İskoç ekibi Glasgow Rangers’a 1-3’lik skorla mağlup olmuştu. Taraflı tarafsız tüm yorumcuların beklemediği bu skor, sarı-lacivertli ekip için tam bir şok olarak kamuoyunda yankı bulmuştu. Mourinho’nun öğrencileri uzun soluklu ve yorucu Süper Lig performansının ardından, Avrupa Liginde beklenmedik bir yara almış, taraftarlar nezdinde işleri oldukça zora sokmuştu.

Bu mağlubiyetin ardından takımda moral bozukluğu gözlemlenirken, teknik ekibin kısa sürede toparlanmak adına yoğun bir mesai harcadığı ve neler olacağı merak konusuydu. Fenerbahçe’nin rövanş mücadelesinde nasıl bir oyun sergileyeceği soru işareti olurken, ‘’Special One’’ Mourinho tecrübesiyle takımı yeniden ayağa kaldıracaktı. Taraftarlar ise takımlarından tarihi bir geri dönüş bekleyerek, desteklemeye devam etmek için Birleşik Krallık topraklarına akın etmişlerdi. Artık gözler, Fenerbahçe’nin deplasmanda sergileyeceği performansa çevrilmiş durumdaydı.

İki Farklı Maç İki Farklı Fener

Fakat tüm bu negatif durumlar yokmuşçasına rövanş maçında yeşil sahaya her şeyini yansıtan Mourinho ve ekibi, İskoçya deplasmanında oldukça farklı bir takım kimliğine büründü. Maçın başlama düdüğü ile birlikte rakibini baskı altına alan sarı-lacivertli takım ilk 15 dakika oldukça baskılı oynayarak, oyunu rakip takımın sahasına yıkmayı başardı. Bu süreçte Fenerbahçe, topa daha fazla sahip olup pas organizasyonlarını kusursuz bir şekilde gerçekleştirirken, savunmada rakibine boş alan bırakmadı.

Sarı-lacivertli ekip, özellikle kanat oyuncularının hızlı çıkışları ve orta sahadaki pres gücüyle Rangers savunmasını zorlamaya devam etti. Bu baskılı oyun, rakip takımın hatalar yapmasına sebep olurken, Fenerbahçe erken bir gol bularak avantaj sağlamak için tüm hatlarıyla hücum etmeye odaklandı. Mourinho’nun saha kenarındaki yönlendirmeleriyle takım, maç boyunca disiplinli ve kararlı bir oyun sergilemeye devam etti.

Daha sonra oyunda dengeyi yakalayan ev sahibi Glasgow Rangers, yüksek bir defans kalitesi ile hata yapmayarak oyunu ortada tutmayı başardı. Beklenmedik bir anda Filip Kostic’in ortası rakip takım defans oyuncundan sekerek, Sebastian Szymański ile buluştu. Tam ayağına oturan topun gelişine müthiş bir açı ile şut çıkaran yıldız futbolcunun golü, Fenerbahçe’nin ilk yarının sonunda öne geçmesini ve umutlanmasını sağlamış oldu.

Bu golle birlikte sarı-lacivertli ekip büyük moral kazanırken, teknik heyet ve yedek kulübesi de sevinç içinde ayağa kalktı. İlk yarının son anlarında Fenerbahçe, tempoyu düşürmeden rakip yarı sahada pres yapmaya devam etti. İlk yarının son düdüğü çaldığında, Fenerbahçe soyunma odasına büyük bir avantajla girmenin rahatlığını yaşıyordu. Gol avantajını eline alan Fenerbahçe ikinci yarı için taraftarlarına umut vermeyi başardı.

İkinci Yarıya Fırtına Gibi Başladı!

İkinci yarıya da ilk yarının sonlarında olduğu gibi fırtına gibi başlayan sarı-lacivertli ekip, rakibin etkili ataklarını İrfan Can Eğribayat tarafından ortaya koyulan olağanüstü kurtarışlarla bertaraf etmeyi başardı. Glasgow Rangers ise yediği golün şokunu atlatmaya çalışarak oyunu tekrar dengeye getirmeye çabaladı. Ancak Fenerbahçe’nin orta sahadaki üstünlüğü ve savunmadaki dikkatli oyun anlayışı, İskoç ekibinin hızlı bir şekilde karşılık vermesini zorlaştırdı.

İkinci yarı çok daha diri çok ve daha istekli başlayan Fenerbahçe ile takım oyunu, Talisca ve Ambrabat’ın etkili performansı ile birleşince beklenen gol geldi. 73 dakikada maçın yıldızı Szymanski bir kez daha sahne aldı ve maçı uzatmalara götürmek için yeterli olan golü takımına kazandırdı. Bu golle birlikte Fenerbahçe’nin sahadaki baskısı daha da arttı.

Sarı-lacivertli ekip, rakibin savunmasını zorlamaya devam ederken, taraftarlar da tribünlerden desteklerini hissettirdi. Özellikle orta sahada Talisca’nın bireysel yeteneği, Mert Müldür dinamik oyunu ve Fred’in çabaları sebebiyle rakip defans zor anlar yaşadı. Glasgow Rangers, Fenerbahçe’nin hızlanan temposuna karşı koymaya çalışsa da pozisyon üstünlüğü tamamen sarı-lacivertli ekibin elindeydi.  

Son bölümlerde Fenerbahçe, üçüncü golü bulmak için yüklenirken, Glasgow Rangers ise kontra ataklarla karşılık vermeye çalıştı. Ancak Fenerbahçe savunması, rakibine net fırsatlar tanımayarak skoru korumayı başardı ve mücadeleyi uzatma dakikalarına taşıdı. Daha sonra oyuncu değişiklikleri, özellikle de Tadic ve Dzeko ikilisinin oyuna girmesi ile Fenerbahçe ataklarını çok daha yoğunlaştırdı. Üçüncü golü her seferinde kıl payı kaçıran sarı-lacivertliler, aradığı golü uzatmalarda da bir türlü bulamadı. Kaçan pozisyonlar ve verilmeyen penaltılar hepimize adeta saç baş yoldurur cinstendi.

Tadic’in oyuna dahil olmasıyla birlikte hücum hattında hareketlilik artarken, Dzeko’nun ceza sahasında doğru pozisyonlar alması Rangers savunmasını zorlamaya başladı. Sarı-lacivertli ekip, özellikle kanat organizasyonları ile etkili olmaya çalışırken, üst üste yakalanan fırsatlar değerlendirilemedi. Dakikalar ilerledikçe Fenerbahçe’nin baskısı artarken, hakemin tartışmalı kararları tribünlerde ve ekran başındaki taraftarlar arasında büyük tepkiye yol açtı.

Kimi pozisyonlarda bariz penaltı beklentileri yanıtsız kalırken, direkten dönen toplar ve kalecinin kritik kurtarışları maçın uzatma süresinde de Fenerbahçe'nin öne geçmesini engelledi. Yoğun baskıya rağmen gol sesi çıkmayınca maç, penaltılara taşındı.

Mourinho’nun Feneri Aydınlatmaya Yetmedi

Maalesef yüzüp yüzüp kuyruğuna geldiğimiz Avrupa Ligi çeyrek final bileti, penaltılarla elimizden gidecekmiş! Evet, belki elendik fakat hiç hak etmediğimiz bir şekilde elendik. Gerçekten ilk maçın acısını iliklerimizde hissettik. Kendi evimizde iki farklı mağlup olmasaydık belki de durum çok farklı olabilirdi. Penaltı atışları başladığında ülke puanı açısından oldukça önemli dakikalar başlamış oldu.

Biraz umutlansak da, kaçan penaltılar adeta yüreğimizi dağladı. Takımın gösterdiği mücadele, sahadaki hırs ve azim, herkesin takdirini kazanırken sonuç ne yazık ki istediğimiz gibi olmadı. Taraftarlar, uzaktan gelen bu dramatik sonu büyük bir üzüntüyle karşılarken, sosyal medyada hakem kararları ve kaçan fırsatlar büyük tartışma konusu oldu. Takımın en teknik oyunculardan biri olan Tadic topu kalecinin üzerine vurarak penaltıyı kaçırdı. Ardından, Fred ve Mert Hakan tarafından gole çevrilemeyen penaltı atışları neticesinde, penaltı atışları 5/3 Glasgow Rangers lehine sonuçlanmış oldu.

Yani Mourinho dehası bu kez Avrupa Ligi mücadelesinde sarı-lacivertli camiaya yetmemiş oldu. Büyük umutlarla gidilen deplasmandan hüzünle dönmek, sarı-lacivertli camia için oldukça ağır bir sonuç olduğu aşikar. Maç boyunca üstün bir oyun sergileyen sarı-lacivertli takım, özellikle uzatma dakikalarında rakibini adeta ablukaya almıştı. Ancak, şanssızlık ve bitiricilik eksikliği sonucu belirledi. Kaçan penaltılar, sezon boyunca verilen emeğin bir anda boşa gitmesine neden oldu.

Taraftarlar ve futbolcular büyük bir hayal kırıklığı yaşarken, bu mağlubiyetin takıma ders olması ve gelecek sezon Avrupa’da daha güçlü bir şekilde var olmaları için bir motivasyon kaynağı olmasını sporseverler olarak Mourinho’dan en büyük beklentimiz. Sarı-lacivertli ekip için Avrupa defteri kapanırken, bu mücadele Ligdeki sezonun geri kalanında daha büyük hedeflere ulaşmak için önemli bir motivasyon kaynağı olacak gibi görünüyor. Bakalım Mourinho ile özlenen şampiyonluk gelecek mi?