Göbeklitepe dünya tarihi açısından en önemli keşiflerden bir tanesidir. Sadece ülkemiz açısından değil insanlık tarihinin de önemli arkeolojik kazılarından birisidir. Yeryüzündeki ilk inanç merkezi olarak nitelendirilen Göbeklitepe Şanlıurfa’da bulunmaktadır.

Ülkemiz tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Farklı medeniyetlerden izler taşıyan ülkemizde kazı çalışmalarıyla dünya tarihine yön verecek gelişmeler yaşanmaktadır. Göbeklitepe’de bu gelişmelerden birisidir. Çünkü Göbeklitepe insanlık tarihinin sıfır noktası ve medeniyetin doğduğu yer olarak kabul edilmektedir. Göbeklitepe alanında kazı çalışmaları hala devam etmektedir. Keşfedilen ve açığa çıkarılan her bulgu ile önemli tarihi bilgilerde değişiklikler olmaktadır. Göbeklitepe’nin hala tam olarak aydınlatılamamış bir gizemi bulunmaktadır. Bu gizem kitaplara ve dizilere dahi konu olmuştur.

Göbeklitepe’nin yaklaşık olarak 12 bin yıl öncesine ışık tuttuğu tahmin edilmektedir. Göbeklitepe’nin Mısır Piramitlerinden 800 yıl önce inşa edildiği düşünülmektedir. Bu alan bilinen en eski tapınak olarak tarih, kültür ve sanat, arkeoloji açısından büyük öneme sahiptir. UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Göbeklitepe dünyaya adını duyurmuştur. Göbeklitepe her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan bölge gizemli atmosferi ile ziyaretçileri kendisine hayran bırakıyor. Bu yazımızda Göbeklitepe’nin keşfi, tarihi önemi, ülkemize katkısı gibi konularına bakarak bölgeyi daha yakından tanıyalım.

Göbeklitepe’nin Keşfi

Göbeklitepe Şanlıurfa’nın merkez Haliliye ilçesine 18 kilometre mesafedeki Örencik Mahallesi yakınlarında dağlık bir alanda bulunur. Bu bölge ilk fark edildiğinde şimdiki önemi anlaşılamamış olup tepenin her yerinde rastlanılan kireçtaşı blokları nedeniyle buranın mezarlık olduğunun kanısına varılmıştır. Göbeklitepe 1963’te İstanbul ve Chicago üniversitelerinden araştırmacıların yüzey araştırması sırasında arkeolojik bir mevkii olarak tespit edilmiştir. Göbeklitepe ile ilgili en somut bulgular ise 1986 yılında ortaya çıkmıştır. O yılda tarlasını süren çiftçi bir heykel bulur. Taşın değerli olduğunu düşünen çiftçi heykeli Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi yetkililerine teslim etti. İlk olarak ne olduğu pek anlaşılmayan heykel müzede koruma altına alınarak sergilenmeye başlanır. Hilvan'daki Nevali Çori’de kazı yapmak için gelen Prof. Dr. Klaus Schmidt müzedeki heykellerin çok önemli olduğunu düşünerek detaylı bir çalışmaya başlayarak insanlık tarihine yön veren bir alanın keşfi için ilk adımları atar.

Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlığında 1995 yılında kazı çalışmaları başlar. Kazılarda Neolitik döneme ait farklı boyutlarda ve ağırlıklarda taşlar ortaya çıkarıldı. “T” biçimli dikili taşlar ve insan heykeli gibi çeşitli tarihi eserler bu kazı çalışmalarında keşfedildi. Göbeklitepe MÖ 10 bin yılın sonlarından MÖ 9 bin yıllarına ait bir tarih öncesini kapsamaktadır. Yeryüzündeki ilk inanç merkezi olarak nitelendirilen bu alanda yaklaşık 20 adet tapınak keşfedilmiştir. Bugüne kadar ise 6 tapınak gün ışığına çıkarılmıştır.

Göbeklitepe’nin keşfedilmesi ve ortaya çıkarılmasıyla tarih anlayışımızın değiştiğini söylemek yanlış olmaz. Çünkü bugüne kadar elde ettiğimiz bilgilerle insanların önce tarıma dayalı bir yaşam kurdukları ve daha sonra dini yapılar inşa ettiğini öğrenmiştik. Göbeklitepe bu tezimizi çürüterek bizlere insanlık tarihinin başlangıcını yeniden yazmamıza olanak tanıdı. Bu alan bizlere tarıma dayalı yerleşik yaşamdan önce tapınak kompleksinin inşa edildiğini net bir şekilde gösteriyor. Tarihe yeni bir sayfa açan Göbeklitepe ile ilgili hala cevaplanamamış sorular bulunmaktadır. Göbeklitepe’de bulunan tapınakların kimler tarafından yapıldığı, ağırlıkları yaklaşık 60 ton bulunan sütunların buraya nasıl taşındığı ve tapınakların amacının ne olduğu gibi soruların cevaplanması yıllarca sürecek gibi duruyor. Bu soruların cevaplanmasıyla Göbeklitepe gizemi de çözülecektir. Göbeklitepe kazılarının 150 yıl süresince devam edeceği öngörülmektedir.

Göbeklitepe’nin Yapısı

Göbeklitepe inşa edildiği döneme göre oldukça ilginç ve gelişmiş düzene sahiptir. Alan büyük taşlardan yapılan ve dairesel şeklindeki yapılardan oluşur. Neolitik Çağ’a ait olduğu düşünülen bu yapıtta T biçiminde 10-12 dikilitaş yuvarlak bir planda dizilerek araları taş duvarlarla örülmüştür. Yapıda daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Bu dikilitaşların üzerinde ise insan, eller ve kollar, hayvan ve soyut semboller kabartılarak ve oyularak betimlenmiştir. Göbeklitepe’den çıkarılan bazı heykel ve taşlar ise Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Göbeklitepe’nin Turistik Önemi

Göbeklitepe arkeolojik olduğu kadar turistik açıdan da büyük öneme sahiptir. Göbeklitepe 2018 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmış ve Kültür Bakanlığı tarafından da 2019 yılında “Göbeklitepe Yılı” ilan edilmiştir. Bu sayede Göbeklitepe hem ülkemizde hem de dünyada tanınmaya başlanmıştır. Göbeklitepe’nin keşfedilmesi ve herkes tarafından bilinmesi turizm açısından da önemlidir. Her yıl bu bölgeye binlerce yerli ve yabancı turist akın etmektedir. Göbeklitepe bölgedeki turizmi canlandırdığı gibi yerel ekonomiyi de geliştirecektir. Yurt dışından gelen turistler ile ülkeye döviz girişi sağlanarak ülke ekonomisine de katkı sağlanacaktır. Göbeklitepe ülkemizin turizmi açısından oldukça önemli bir noktada bulunur. Göbeklitepe’nin hem ülke hem de Şanlıurfa turizmi açısından gelecek yıllarda da mihenk taşı olması beklenmektedir.

Göbeklitepe’nin Geleceği

Göbeklitepe’de hala keşfedilmeyi bekleyen tapınaklar bulunmaktadır. Alanda kazı çalışmaları hala devam etmektedir ve uzun yıllardır da devam edeceği öngörülmektedir. Göbeklitepe’de ortaya çıkarılmayı bekleyen en az 20 anıtsal yapının olduğu tahmin edilmektedir. Ancak Göbeklitepe’nin geleceği hem kültürel mirasın korunması hem de kazı çalışmalarının yapılması açısından oldukça önemli bir noktada bulunmaktadır. Bu çalışmaların devam etmesi ve Göbeklitepe’nin korunması için çok ciddi çalışmaların yapılması gerekir. Gerek ulusal gerekse de uluslararası düzeyde adımlar atılarak Göbeklitepe korunmalıdır. Bu alanın koruma ve restorasyon çalışmalarının profesyonel bir şekilde yapılması gerekir.

Göbeklitepe sadece ülkemiz arkeolojisi için değil dünya arkeolojisi içinde oldukça önemlidir. Bu yüzden bu alandaki çalışmalar uluslararası iş birlikleriyle güçlendirilmelidir. Kazı çalışmalarında modern yöntemler kullanılmalı ve teknolojik gelişmelerden yararlanılmalıdır. Göbeklitepe’de diğer dikkat edilmesi gerekense turizm faaliyetleridir. Bu bölge büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Turizm faaliyetlerinin sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi o bölgenin geleceği açısından son derece önemlidir. Ziyaret akışı düzenlenmeli ve yoğun ziyaretin yapıyı olumsuz etkilememesi için gerekli adımlar atılmalıdır. Müze rehberlik hizmetleri de verilerek bölgeye ziyarete gelen ziyaretçiler de bilgilendirilmelidir. Göbeklitepe’nin geleceği için yapılması gerekenler verimli bir şekilde yönetilerek bölge insanlık tarihinin en değerli hazinelerinden birisi haline getirilebilir.